Tsk 'nın Kanayan yarası KTM sorunsalı

Geçtiğimiz günlerde ülkemiz adına kara bir gün yaşandı konu hakkında bir yazı yazıp yazmama ikileminde biraz düşündüm. Ortalığın hem biraz sakinleşmesi hemde fikirlerimin zihnimde oturması için bir müddet beklemem gerektiği kanaatine vardım. Bugün bu konu hakkında yazma zamanımın geldiğini kendi dürtülerimden daha çok, askerlik döneminde tanıştığım Tolga Bey'den (kendisi avukattır) gelen (daha önce insan hakları komisyonuna gönderdiğimiz mail 'e istinaden geir dönüş yapmıştır. Dilekçenin taslağına yazının sonunda ulaşabilirsiniz.)

KTM (Kabul Toplanma Merkezi) Askerlerin Doğu illerinde (özellikle) ve Ada'ya (vatani) görev ile gönderilen askerleri sağlık ve korunaklı bir şekilde kışlalarına yani asıl görev yerlerine gönderilmeleri gayesiyle kurulmuş bir TSK teşekkülüdür.

Kurulum gayesi ve amaçlarının çok dışında tam bir eziyetgah'a, bir karanlığa ve  kaos ortamına terk edilerek amaç ve gayelerinden saptığı gibi askerler için büyük bir tehlike ve zaafiyet oluşturmaya başlamış askeri ile rütbelisi ile tam bir çilehaneye dönüşmüştür.  

KTM 'de Hasta Askerlerin Durumu

Ktm 'ye askerlik döneminde geçirdiğim rahatsızlık sebebiyle 10 civarlarında gidip gelmek zorunda kaldım. Bunlardan 2 tanesi izin sebebiyle geri kalan 8 tanesi için ise hastalık ve ameliyat sebebiyle bu mekanda bulundum. İzinli olduğum dönemler bir yana (bu zamanlarda da müthiş eziyetler, bezdirme yöntemleri halihazırda işliyor ve devam ediyordu.) hastalığım sebebiyle orada bulunduğum Diyarbakır KTM 'de Diyarbakır Askeri Hastanesi'ne gelen askerler KTM 'nin alt kısmında bulunan Yatakhane'de tutuluyordu. Buraya gelen askerlerin %70 fiziksel rahatsızlıklardan dolayı (vücutlarında şekli bozukluk, hareket kısıtlılığı yada ameliyatlar sebebiyle) geri kalanları ise fikri ve zihinsel sorunlar sebebiyle buralara gelmekteydi. Amaç itibari ile hastalık sahibi yahutda kısmi engeli bulunan normal olmayan erlerin temini ve Rahat'ı (istirahati) için oluşturulmuş bir bölge olması sebebiyle ÖNEM taşımaktadır. Gayesi ile ters düşen uygulamalar burada da bulunmaktaydı. Saat 05:00 'te kışlada (acemi birliğinde) olduğu gibi bağırışmalar ve çığırtkanlıklarla insanlar kaldırılmaya çalışılıyor, kışlasından yatak istirahati belgesi olanlar dahi hakaretler içerisinde yatakhanelerden dışarıya (atılıyor) çıkarılıyor. Sonrasında içtima düzeni aldırılmaya çalışılıp (hasta konumunda bulunan) o emanet olarak gönderilen ve fiziki açıdan yetersizlikle uğraşan, hani sözüm ona davulla, zurnayla bizlere emanet edildiniz diyen tuğgeneral'in askerlerine çöp toplatılıyor hatta o ağır çöp kovaları çöp konteynırlarına başımızda ki uzman çavuş tarafından döktürülüyor, bununla beraber yemeğini en son yiyen (yine o hasta olan) askerlere bulaşık yıkatıyor. Sonrasında koyun gibi sıraya geçirtilip hastaneye gidip gitmeyeceklerin ayrılması ve 18 kişilik minibüs'e 30 kişinin tıkıştırılıp hastaneye götürülmesi işlemi başlıyor, burada bir sürü hikayeler, masallar dinletisinden sonra işlerini halletmek için oradan oraya koşuşturmaya başlıyorsunuz. Hastalığınızı meramınızı anlatmaya başlamadan, doktorun teşhisiyle muhatap oluyorsunuz. Birşeyin yok, aksini söylersen garip birde tedavi yöntemi var. Günlü 1 iğne (ağrı kesici) iğneyi sevmiyorsanız (ki seven var mıdır bilemiyorum) bu cevap sonrasında sallanmadığınızı anladığınızda bir daha hastaneye gelmiyorsunuz.

Kışlalardan DAH'a sevk işlemleri sırasında neler oluyor.
Siirt 3. Komando Tugayı'nda ki bazen gereksiz gördüğüm ağır eğitimler sebebiyle ön çapraz bağlarım yırtıldığı tespiti Siirt 30 Yat. Cer. Hst. tarafından yapılmış sonrasında bir sevk yazısı ile ameliyat işlemlerinin yapılması için DAH 'a sevk edildim. Buraya güvenli yol uygulaması ile gideceğiniz için sabahın erken saatlerinde Siirt KTM'sine gidiyorsunuz saat 07:00 'den 11:00 e bazen 13:00'e kadar gelecek olan sivil otobüsü bekliyorsunuz. Burada 500'e yakın askerle beraber (oturmak yasak) bekliyorsunuz. Burada görevli uzman çavuş (ismini inanın hatırlamıyorum.) askerlere olağanca hakaretler ediyor ki bir askeri külot ve fanilasına (atletine) kadar soyup mahrem yerlerine kadar kontrol ettiği bizzat tarafımdan görülmüştür. Hata şahsı müflis bu şahıs buraya gelen acemi askerlere hep anlattığı bir hikaye vardır, adamın biri telefonunu gö..ne sokmuş oradan bulup çıkarttım. (Aman yarabbi bu adam ne büyük ne mataf bir iş başardı vatanı düşmandan milleti misyonerlikten kurtardı, sen bunu cehennemin dibine atıver ne olur) Büyük ihtimalle asker külotunun içine sokmuştur telefonu ancak külotun içinde ya kesin gö..ne de sokmuştur. O askeri tanımam ancak atlet ve külota kadar çıkarıldığını bilahare kendi gözlerimle gördüm, adam yok üstümde birşey diyor adam gıcık olmuş neredense çıkar diyor arayacağım. Velhasıl adamı donuna kadar aradı (bazen o uzman çavuşun gay olduğundan da şüphe etmiyor değilim her ktm 'de en az 5 askerin malzemesini (efendim g..ne değil malafat tan bahsediyorum) elleyip duruyor, utanmasa içinde ne var ne yok boşaltacak, birde malafata elleyip telefon mu demesin mi insan rezil olduğuna mı yansın koskoca adam malzemeleri okşuyor sense hiç bir ses edemiyorsun. Sonrasında koyun gibi yine arabalara bindiriliyorsunuz. gelen 10 otobüs için 1 tane btr birde jammer denen tekerlekli sinyal bozucu ile birlikte savunma için arabaların önlerinde 1 orta kısımda 1 silahlı asker olmak üzere her araba için 2 silahlı asker bu savunmasız askerleri DAH'e yada izin çin DKTM (Diyarbakır KTM'ye) götürmektedir. Bunca eziyet ve meşakkat'in ardından sözüm ona korunan bir ekip ile (Roketatarla bizlerin vurulmadığına şaşıyorum) KTM 'ye vardık. Burada yine bir kontrol ve eşleştirme (evrak asker) sonrasında yemek için (zorla) yemekhane'ye götürülüyorsunuz. Koyun sürüsü benzeri 20 şerli sıralar halinde KTM merkezinden yemekhaneye (oğlum sıradan çıkma, yemekhaneye gelmeyenler hk birliklerine firar yazısı yazılacaktır gibi tehditlerle) yemekhaneye götürülüyorsunuz. Tabi buralar 100 kişilik bölümler olduğu için bu yemekhaneye 7000 kişi zorla götürülünce öğlen yemeğini istemeden (zorla) 3 gibi yiyemeden geri götürülüyorsunuz ve yine bulaşıkları yıkamak zorunda kalıyorsunuz. Bu işlemlerden sonra hastaneye gelenlerin götürüldüğü koğuşlara götürülüyorsunuz (Akşam 5 ten sonra) Akşam yemeği (6 dan sonra) sonrasında sizi içtima için dışarı çıkarırlar (yemin ederim abartmıyorum) ve gece 23:30 a kadar bir içtimayı toplayamıyan uzman çavuşlar neticesinde saat 00:00 yada 01:00 civarlarında yatıyoruz ve sonrasında 06:00 gibide yatak istirahatimiz olmasına rağmen zorla kaldırılıp yukarıda anlattığım gibi mıntıka işlerine tabii bırakılıyoruz. Bunca sıkıntı sonrasında hastaneye yatış alabildik. (Bakın ameliyat için gönderiyorlar, dizim balon gibi şiş ancak adamlar yatış vermek için gün bekliyorlar yatak yok doktor yok (doktorlar sabah 09:00 gibi işe başlıyor 12 de gidiyor saat 2 de geliyor 16:30 da çıkıp gidiyorlar.) hal böyle olunca o zavallı paralı doktorlar işleri yetiştiremiyorlar. Bu esnada halkta buralara sevk ediliyor onlarda işlemlerini halletmek için burada sıraya girmeden işlerini halletmeye çalışıyorlar, bir çok insan kavga ediyor bu sebeple çünkü bir güvenlik yok sıra alma numaratör hak getire 1990 lardaki gibi sıraya geçmek ve sıranızı kaptırmamak zorundasınız. Arada doktorlar geçer hayvan gibi burada beklemeyin der beklemezsin sıranı kimse umursama zişini halledemezsin. Vallahi billahi ömür törpühanesidir bu hastane anasını bacısını ... iyi insanlardır bunlar çok iyi evlatlar yetiştirmiştir bunların anneleri ve muhterem bacıları...
Burada ameliyatı olduk 30 gün hava değişimi verdiler sonrasında KTM 'ye götürüldüm. Kayıt işlemlerim varmış gecesinde ameliyat oldum, ertesi gün KTM arabasıyla KTM ye bırakıldım, ayağım aksak bir şekilde (ameliyatlı olduğu için dizimi bükemiyor bu sebeple bacağımı kaldıramıyorum) KTM de görevli uzman çavuşun birinden yardım istiyorum.
- Komutanım ameliyat oldum, yürüyemiyorum. Rica etsem bir araç varsa yukarı giden ben burada beklesem o araçla birlikte yukarı çıksam (giren çıkan sivil yada askeri araç gırla kontroller sadece aracın altına ve askerler tarafından yapılıyor bagaj arama falan filan hikaye...

Adam bana demesin mi istersen öl umrumda değil gidebiliyorsan yürüyerek git. Belki bir saat kavga ettik, baktım olacak gibi değil Allah sizi bildiği gibi yapsın dedik başladık yürümeye yolda bahsettiğim yerden KTM ye 5 km den fazla yol var normalde 20 dk da varabileceğimiz yere 3 saate yaklaşan bir zaman mefhumunda varabildik. Uçak biletini aldık (devletin zulmettiği yerde otobüsün önünü keserlerse mazallah bizi diri diri yakarlar dedik. Halt ettik) normalde beni korunaklı bir ekiple (yanımızda 3 kişi daha var hava alanına gidecek) hava alanına bırakmaları sebebiyle saat 19:00 'a kadar beklettiler. Ancak ne minibüs geldi ne de koruma ekibi bizi bir taksiye bindirdiler,Taksicinin kim olduğu belli değil bildiğimiz sarı uğur böceği adam alsa bizi PKK ya teslim etse kimsenin ruhu duymaz, herhalde o günlerdeki şehit haberlerinden biride biz olurduk, dümenden bir çatışma haberide çıkartırlardı, ohh niyaziyken birde şehit derlerdi bize ailemizin yandığı kavrulduğu 1,2 gün en fazla 3 gün medyada yer bulur, ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ nidaları aynı zaman mefhumuyla meydanlarda yankılanır sonra yok oluverirdi isimlerimiz gibi...
Bu adam bizi emanet aldı ya dedim ki ısrarla bak üstad benim şu kadar param var biz bu 3 adamla beraber hava alanına gideceğiz, bizi önce hava alanına bırak sonra kim nereye istiyorsa onu oraya götürürsün. Ben adama bunu der demez (meğer arabada ki 3 kişi zaten anlaşmış Diyarbakır Ofis 'te (şehrin en işlek caddesi) inip orada gezeceklermiş) arabadaki zaza kürdü olan bir çocuk adamla konuşmaya başladı konuşmanın ilk kısımları türkçeydi sonra ikiside zaza olduğunu anlayınca kürtçe yada zazaca işten neyse kendi dillerinde konuşmaya başladılar yanımda ki diğer iki askerde kürt inanın ömrümde bu ahval kadar sıkıntıya düştüğümü hatırlamıyorum, adam beni kesecek mi pkk yamı teslim edecek, şimdi yoldan puşili biri çıkacak ha geldi ha gelecek... (zıçtık olum...) neyse bu korkulanlar olmadı adamları ofis'e bıraktık. Sonrasında ise bu taksici hava alanına kestirmeden gideceğim diye bi ana yola girdi (ofis caddesinden sağa doğru) Yolların iki tarafını çöp kovaları ve lastiklerle kapadılar giriş çıkış kapandı bir anda molotofları yere attılar her yer yanıyor, arada kalan arabaların hepsine (jeepi, mercedes'i, bizim taksi ile beraber) Allah ne verdiyse manasında irili ufaklı taşları aynı mahlasa sahip çocuklar gençler ve koca koca puşili adamlar tarafından yağdırıldı ha yağdırıldı araba camına isabet eden her taşı el bombası diye hayıflanıyor adama (taksiciye) bela okuyorum. Taksici:
Bizde insanız, bizde kürdüz, benimde anam kürt, benimde babam kürt diyor.
Ulan bizimki Türkte halt mı ettik. İnsanız yahu aval aval konuşma gir araya dereye pisi pisine öleceğiz. Vallahi arabadan insek o insanlar taşla önce o taksicinin kafasını ezerlerdi herhalde... Adam bizi güç bela aradan dereden binbir ter ile havaalanına vardık. Adam inince demesin mi arabanın masrafı çıktı bilmem ne oldu bari şu kadarını sen versen. Dedim bak bey amca beni uğraştırma insan evladıysan var git yoluna yoksa bak polis 'e hakkında şikayetçi olduğumu bildiririm ben bir gece nezarette geçiririm ama senin mesleğinden ettiririm zaten bizi teslim alman hata bizi korunaklı araba götürmeliydi, yetmedi sana dediler ki hava alanına götür bu çocukları adamları diyarbakır merkezine bıraktın, yetmedi gittin benim canımı tehlikeye attın ölüyorduk az daha vereceğim para arabaya binerken söylediğim para 1 kuruş daha fazlasını vermem istediğine söyle istediğini söyle, Allahta seni bildiği gibi yapsın inşallah dedim, cebimde kıt kanaat para hava alanında bir pepsi 5 lira kafein iç dedi bol bol cepte para yok babamdan istediğim para bankaya yattı ancak uzman çavuş parayı çekemedi, şu oldu bu oldu, biletimizin olduğuna şükrettik kazan gibi bir kafayla izmire indik, acımasa bacaklarım ağrımasa başım o öpülesi topraklarda yatacağım yahu o denli bıkmış o denli bezdirilmişim...

Ktm'lerde askerlerin vaziyetali
Dİyarbakır KTM de bulunduğunuzda farkedeceğiniz tek şey esaretin ne denli zor ne denli katlanılmaz olduğunun farkındalığına varmanızdır velevki halen mandaterliği savunan veyahut da ülkemizden memnun olmayan yönetimden şikayet eden paşalarımızın, bürokratlarımızın ehemmiyet ve önemle görmeleri gereken hatta götürülüp oralarda mecburi katılıma zaruri bir önemle yapılması gereken bir ahval. Burada sabah öğle akşam 7000 ve üzeri asker bir sundurmanın altında (at ağılı yada ne derseniz diyin) bekletildiği, geceleri yatmaya yer bulamadığınız, hatta soğuk sonbahar kış başlangıcında ayazda dahi betonda yattığınız. Uzman çavuş, astsubay, ve oradaki görevli ktm personel askerlerinin insiyatifine bırakıldığı bir mekan. Yat, kalk, sıraya gir, uzman çavuşların abzürt uygulamaları ve yasaklamaları neticesinde yakaladıkları telefon sahiplerine attığı tokatlar sıraya geçmeyenlere vurdukları tekmelerde inanın her karesinde içim bir kez daha sızladı.
Bu fotoğraf forum.donanimhaber.com 'da yayınlanmış. Akit gazetesi haberine ait bir alıntıdır.

Bir gün şu olaya şahit oldum; Askerin birisi bu kahır ve eziyetlerden o kadar bunlamıştı hava sıcak 09:00 dan bu yana firar eden 3 kişi aranıyor, birinin arkasından ateş edilmiş vurulmamışta onunla ilgili nutuk çekiyordu, ya ölseydi diyor o zaman ateş etmeseydi askerin ölmezdi, yada bu kadar eziyet etmeseydiniz o adam da kaçmazdı belkide kimbilir bir bu husus için 3 4 saat konuşulur mu yahu sen çekil gölgeye arabanın içinden söylen söylenebildiğin kadar efendim o kaçan askere küfürler gırla (iyi de bize niye söylüyorsun niye nutuk çekiyorsun gözümüz mü korkacak? insanlar bıkmış zaten vatana küfreden var bu hali görenlerden) gidiyor, hakaretler dizboyu yetmiyormuş gibi suçlamalar Türk askeri böyledir de bilmem nedirde insan kendi kardeşine zulüm eder mi ya? eder mi? senin anan türkiyeli değil mi baban türkiyeli değil mi? (Üstteğmen doğu kökenliydi lakin türk okullarında eğitim görmüş hatta kalbi sayılan TSK da yetişmiş) Bunca insana bu zulüm bu hakaretler niye neymiş efendim o kaçanlardan dolayı cezalıymışız sundurmanın altına gitmek yasakmış ve bugüne has 10 kez içtima alınacakmış insanlar o gece yataklarına bırakılmadı. Hoş yatak mevzuu zaten ayrı bir hasbihal inanın yatakların rengi (çarşaflar standarttır mavi renkte ranzalar gri renktedir.) çarşaflar gri ye hatta siyaha dönüşmüş kirden battaniye her yatakta yok bazılarında yatak yok ranza kalmış sadece, ranzalar askerlerin yada rütbelilerin canı sıkıldımı dışarı taşıtılır sonrasında içeri tekrar konulur neymiş iş çıksın, asker boş durmasın, Yahu bu askerler ana evladı değil mi taş kavuğundan kuş yumurtasından demir örsünden mi doğruldu bunlar?

Bir gün siirt 3. komando tugayında görevli olan bir rütbeli ile yaptığımız görüşmede (ktm subayının mevkidaşı oda bir üstteğmendi) KTM subayının mahkemelik olduğunu ve genel açıdan bakıldığında ktm nin bir sürgün yeri olduğunu belirtiyor. Bu sebeple gelenlerde bu memnuniyetsizliklerini askerlere yansıtmaktan hiç çekinmiyorlardı. Buraya her geldiğimde GS 'nin meşhur pankartı aklıma geliyor Cehenneme Hoş Geldiniz! Diyarbakır KTM bu nişanı çoktan haketmişti oysa sadece gerekli olan pankartın asılması kalmış...

Yukarıda bahsettiğim olayların neticesinde bunalan başka doğu kökenli bir arkadaş başladı bağırmaya adam cinnet geçiriyordu;
Yeter artık dağa çıkmadık diye suçlu mu olduk, oradan farklı mı bu yaptıklarınız, bir izne çıkacağım yahu Anam, babam evde hergün haber dinliyorlar oğlan haberlere çıkarda görür parçalanırız diye televizyon izlemiyorlar, yetmezmiş gibi buradan çıkamıyorum üstüne hakaret görüp aşağılanıyorum, birde yaptıklarınız yanınıza kar kalıyor.
Çocuğu alıp götürdüler, anlatılanlara göre çocuğu ailesine teslim etmişler bekletmeden (herhalde onuda bir taksiye bindirip gönderdiler.)

KTM 'de bir gazi'nin hali ahvali
Ktm de bulunduğum dönemlerden birinde de şuna tanık oldum. Hakkari çukurca olayında gazi olan çocuklardan biri (kasıklarından ameliyat olmuş ayrıntısını soramadım ancak ya kurşun yedi yada bombadan çıkan parçalar ayalarına isabet etti.) ktm de bulunan banklardan birine bırakılmış, üstünde tozlu battaniye sarılmış emanete bırakılmış bavul gibi yatıyordu yanında kimsecikler yok orada sohbet etmeye başlarken insanlar toplandı, bir tane uzman çavuş geldi dağılın buradan toplanmayın başında adamın başında dedi, adam dediği gazi milletin baş tacı olması gerekli değil mi o uzman çavuş ayaklarını öpse yeri değil mi? sorduk abisi izin işlemlerinni hallediyormuş bir araba tahsis edememişler garibime abisinin sırtındamı gidecek yoksa tekerlekli sandalyede mi bilmiyoruz ahvalini göremedik, çünkü apar topar oradan atıldık kimimiz aşağı kimimiz yukarı dağıldık. Etrafa baktık akşamüstü ne gazi kalmış ne uzman yerler toz duman gökte jetler inip kalkıyor gök sanki bir gün daha başımıza yıkılıyor. Vatan topraklarında vatan evlatları tarafından vatan evlatlarına yapılan bu zulüm ne denli haklı ve makul gösterilmeye çalışılsada yapılacak bir şey yok densede inanmıyorum, inanmıyorum,inanmıyorum.. Bu zulmü yaşatanlardan yaşanmasına müsade edenlerden, onlara bu emri veren ve denetimden uzak tutulmasını sağlayan herkesi Allaha havale ediyoruz.



Nedir Güvenli Konvoy   
Güvenli konvoy yapılan istihbari çalışmalar sonucunda güvenli bir zaman seçip gerekli yol güvenliği araştırmalarını yapıp toplu bir şekilde en yüksek seviyede askeri güvenlik tedbiri ile misafir askerlerin helikopter ile havadan yer ekibiylede kara güvenliğinin sağlanarak evlerine yada kışlalarına gönderilmesi hususudur. Ancak burada yukarıda da anlattığım gibi öyle güvenlik zaafiyetleri ile Allaha emanet gidiyoruz ki konvoydan kafasına göre ayrılan kestirmelere girip çıkan otobüs şoförleri ile helikopterden yoksun kırmızı ışıklarda duran ve hatta benzinlikten yolda benzin alan bir konvoy hareketi ile kışlalarımıza teslim edilmek üzere yola bırakılıyoruz. Çok net söylüyorum insanlar bu ktm ye girmemek için riski göze alabiliyor, burada göreceği eziyetin daha elimini yada daha hafifini görebileceklerini bilmeden o tehlikeli yollarda seyir halinde olmayı göze alıyorlar. Vatanın her karışını kanla sulayan ejdadımızın kemiklerini sızlatan bunca olayı inanın KTM 'de bulunacağınız gizli bir denetim ile çok net görebilir gözlerinizin önünde esir kampını anadolunun göbeğinde yaşayabilir tatbik edebilirsiniz.

Bunlarda internetten bulduğum ktm rezilliklerine dair bulgular inceleyebilir, izleyebilir, hayretlerinize, birbaşkasını ekleyebilirsiniz.

Ekşisözlük: http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=diyarbak%C4%B1r+ktm

İzlesene Video : http://www.izlesene.com/video/diyarbakir-ktm/3789005

Askerler anlatıyor: http://askerleranlatiyor.blogspot.com/2010/12/diyarbakr-ktm.html

Buslat: http://buslat.com/diyarbakir-ktm.html

AskerHaklari.com Tolga Ağabey ile birlikte yazdığımız dilekçenin taslağı

T.B.M.M. İNSAN HAKLARINI İNCELEME KOMİSYONUNA,
Konu: Kabul Toplanma Merkezleri’nin (KTM) durumu ve orada yaşanan kötü muamele 
Siirt 3'üncü Komando Tugayı M.E.T.İ. Kuvvet Komutanlığında askerlik görevimi ifa ediyorum.
22.07.2011 günü Siirt’ten yola çıkıp Diyarbakır KTM'ne getirildik. KTM koğuşlarını tarif etmem gerçekten imkansız. Kocaman ağıl gibi barakalara tıkıldık. İçeride çarşafların mavi rengi kirden artık gri, siyah ve kahverengiye dönmüş. Her sabah bağırışlar ve hakaretler altında zorla mıntıka temizliği yaptırılıyor. Yemekhane ve içtima alanında da bağırışlar ve hakaretler devam ediyor. 3 gün boyunca betonun üzerinde yatmak zorunda kaldım ve benim gibi pek çok asker var.
 24.07.2011 günü  PEHLİVAN  soyisimli Nöbetçi Uzman Çavuş (ismini bilmiyorum) etrafta dolanırken bir askerin çay makinelerinin elektrik aksamına telefonunu şarj etmek için adaptörünü taktığını gördü. Adama küfürler etmeye başladı (“amına koduğumun çocuğu gel lan buraya anasını s... evladı”). Çocuk kaçınca “nereye kaçacaksın seni nasıl olsa yakalayacağım, buradan çıkışın yok” diye arkasından bağırdı.
Çocuk etrafta biraz dolandıktan sonra sundurmanın altına doğru gelirken Pehlivan soyisimli uzman çavuş misafir askere saldırmaya ve vurmaya başladı. Orada 800 tane misafir ve hasta asker vardı ve hiçbirimiz birşey yapamadık. Biz de Mehmet Emin Güçüklüoğlu ile olaya tanık olanlar arasındaydık.
Bu orada bulunan herkesi etkiledi ve üzdü. Dayak yiyen asker de utancından kimsenin yanına gidemedi. Askeriz diye her yerde aşağılanmaya ve horgörülmeye devam mı edeceğiz?
Ben bu Pehlivan isimli uzman çavuştan ve KTM’lerin bir esir kampı haline dönüştürülmesinden rahatsız ve şikayetçiyim. Gereğinin yapılmasını arz ederim.
HA

HA 'nın dilekçesi sonrasında internette haber üzerine çıkan yazılar:
http://yenisafak.com.tr/gundem-haber/o-kamplar-mecliste-29.09.2012-412194
http://m.radikal.com.tr/NewsDetail.aspx?ArticleID=129386&CategoryIDs=1
http://yenisafak.com.tr/gundem-haber/toplama-kampi-gibi-29.09.2012-412194
http://www.trthaber.com/haber/turkiye/askere-kotu-muamele-tbmm-gundeminde-57640.html

Yorumlar